Çarşamba, Ocak 04, 2012

Giden-Gelen



Fark ettim ki, yeni yıl ile ilgili bir kelam etmemişim. Derdim, amacım wishlist filan yapmak değil. Ev, araba, kat yat, bunlar olacaklarsa olur, olmayacaksa da ne kadar yırtsak kendimizi boş. Zaten bir dileğim vardı 2011'de o da geldi, sağlık sıhhatten başkasına ihtiyacım yok şimdilik.

Ama gördüm ki, 2011'i sevmeyen bir tek ben değilmişim. Bu sene benim için ölümlerin, sırlara karışmaların yılıydı. Sevdiğim insanları kaybettim, benim sevdiklerim kendi sevdiklerini kaybetti, ailemizden kayıplar vs derken, ölüm hakkında epeyce düşünerek gerçirmiş oldum bu yılı.

Zaten serde azıcık Mevlanaseverlik var. Hani anlatıyor ya Rubailerinden birinde:

Ölüm günümde tabutum yürüyüp gitmeye başladı mı, bende bu cihanın gamı var, dünyadan ayrıldığıma tasalanıyorum sanma;
Bana ağlama,vah vah deme. Şeytanın tuzağına düşersem, işte o zaman yazık yazık demenin sırasıdır.

Cenazemi görünce ayrılık, ayrılık deme. O vakit benim buluşma ve görüşme zamanımdır.
Beni kabre indirip bırakınca; sakın elveda, elveda deme. Zira mezar cennetler topluluğunun perde-sidir.

Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret. Güneşe ve aya batmadan ne ziyan gelir ki?
Sana batmak görünür; ama o, doğmaktır. Mezar hapis gibi görünür; ama o, canın kurtuluşudur.
Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Ne diye insan tohumunda şüpheye düşüyorsun?
 
Hangi kova kuyuya salındı da, dolu dolu çıkmadı? Can Yûsuf u ne diye kuyuda feryad etsin?
Bu tarafta ağzını yumdun mu, o tarafta aç. Zira senin hay u huyun, mekânsızlık âleminin fezasındadır.

Anladım ki, ölüm bir son değil, bir yok oluş değil. Elbette insanız, ağlıyor ve üzülüyoruz ama batmayı seyrettiğimiz gibi doğmayı da seyredeceğiz. Bu yüzden 2012 için sağlık, sıhhat ve eskiden çok anlamsız gelirken, şu anda benim için anlamını bulmuş olan "sıralı ölüm" diliyorum herkese.

Eh bu da böyle blog, isteyene...

0 yorum:

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails