
Bugün ise, yine kalbimi çalan başka bir blogtan bahsetmek istiyorum.
Handan Demiralp'le hiç karşılaşmadık, hatta ben maalesef pek çok insanın aksine radyodan sesini bile duymadım. Blogunu ise oradan oraya zıplarken, "tesadüfen" keşfettim. Yazılar sürükleyiciydi, ilgi çekici konulardan bahsediyordu Handan Hanım. Ortak ilgi alanlarımız vardı: Kediler, hatta genel olarak hayvanlar, insanın içsel yolculuğu, birlik arayışı, arada kahveler, kitaplar. Heyecanla okumaya başladım. Bir kaç post okuyunca bir maden keşfettiğimi fark ettim. "Ne kadar garip diyordum kendi kendime, insanın hiç tanımadığı ama bir o kadar da ortak noktaya sahip olduğu ne çok insan var şu dünyada!" Okumaya devam ederken karşıma bu post çıktı. Orada, bir aynanın önünde iki kedi duruyordu ve aynı ayna, önündeki iki kedi ile birlikte benim evimde de ikamet etmekteydi. O zaman, birbirini hiç tanımayan iki insanın bu kadar ortak noktaya sahip olmasının yanında, aynı nesneleri kendilerine çekmelerinin de çekim yasasının bir sonucu olduğunu düşünmeye başladım. O gün bu gündür, günlük olarak girip, kimi zaman çaktırmadan, kimin zaman ce-e yapıp çıkıyorum.
Şimdi Handan Hanım, ezberleri bozmak üzere, tıpkı bir Arjuna gibi savaş veriyor ve verdiği savaşı o kadar naif, o kadar candan ve içten veriyor ki, kendisine hem kendi adıma hem de hayatını değiştirdiği herkes adına teşekkür ediyorum.
Yolunun açık olması dileklerimle...
Handan Demiralp'le hiç karşılaşmadık, hatta ben maalesef pek çok insanın aksine radyodan sesini bile duymadım. Blogunu ise oradan oraya zıplarken, "tesadüfen" keşfettim. Yazılar sürükleyiciydi, ilgi çekici konulardan bahsediyordu Handan Hanım. Ortak ilgi alanlarımız vardı: Kediler, hatta genel olarak hayvanlar, insanın içsel yolculuğu, birlik arayışı, arada kahveler, kitaplar. Heyecanla okumaya başladım. Bir kaç post okuyunca bir maden keşfettiğimi fark ettim. "Ne kadar garip diyordum kendi kendime, insanın hiç tanımadığı ama bir o kadar da ortak noktaya sahip olduğu ne çok insan var şu dünyada!" Okumaya devam ederken karşıma bu post çıktı. Orada, bir aynanın önünde iki kedi duruyordu ve aynı ayna, önündeki iki kedi ile birlikte benim evimde de ikamet etmekteydi. O zaman, birbirini hiç tanımayan iki insanın bu kadar ortak noktaya sahip olmasının yanında, aynı nesneleri kendilerine çekmelerinin de çekim yasasının bir sonucu olduğunu düşünmeye başladım. O gün bu gündür, günlük olarak girip, kimi zaman çaktırmadan, kimin zaman ce-e yapıp çıkıyorum.
Şimdi Handan Hanım, ezberleri bozmak üzere, tıpkı bir Arjuna gibi savaş veriyor ve verdiği savaşı o kadar naif, o kadar candan ve içten veriyor ki, kendisine hem kendi adıma hem de hayatını değiştirdiği herkes adına teşekkür ediyorum.
Yolunun açık olması dileklerimle...
0 yorum:
Yorum Gönder